|
DİYARBAKIRLI, VANLI, ERZURUMLU, TRABZONLU, İSTANBULLU, TRAKYALI VE MAKEDONYALI HEP BİR IRKIN EVLATLARI HEP AYNI CEVHERİN DAMARLARIDIR.
Mustafa Kemal Atatürk
°Sizin erkekliğiniz, insanlığınız bu mu? Siz geçmişte böyle miydiniz?
°Çocukları kurşunlayacak kadar alçalmanız kimin işine yarıyor?
UYANALIM!
Sevgili kardeşim,
Başka ülkelerin askeri olma, Türk bayrağı altında tahsilini yap! Oku, ilim ve mevki sahibi ol! Terörle hayatını kaybetmen söz konusu... Allah'ın verdiği canı ancak Allah alır... Komşuna, dostuna, içinde yaşadığın topluma sahip çık! Onlara zarar verenlerle kanunlar çerçevesinde mücadele et! Emniyet güçlerimize, ordumuza gereken saygıyı ve sevgiyi göster! Ülke topraklarını koruduğun ölçüde güçlenecek ve saygın bir konuma erişeceksin. Şu ölümlü dünyada kul hakkı taşıma! Herkesle dost ol! Düşmanlarını ancak bu şekilde cezalandırırsın. Kullanılma, kötü niyetli insanların maşası olma! Ailene, devletine sahip çık!
Hamza Kural
Diyarbakır - 2.4.2006
Bingöl'de, 14 yıl önce
PKK'nın öldürdüğü 19 kişi anıldı
Bingöl'ün Solhan ilçesi Hazarşah Köyünde PKK terör örgütü mensuplarınca 20 Ekim 1992 tarihinde otobüsten indirilerek öldürülen 19 vatandaş, 14'üncü ölüm yıldönümlerinde anıldı
Bingöl Şehit Aileleri, Malulleri ve insan Hakları Derneği ile Solhan ilçe Kaymakamlığı işbirliğiyle olayın meydana geldiği Hazarşah köyünde bir anma töreni düzenlendi. Törene Bingöl Valisi Vehbi Avuç, 49'uncu İç Güvenlik Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral İshak Ceylan, Jandarma Komutanı Albay ümit Yılmaz ile çok sayıda vatandaş katıldı. Bingöl Şehit Aileleri Malulleri ve insan Hakları Derneği Başkanı Ziya Sözen, 14 yıl önce PKK Terör örgütü tarafından yaşlı, çocuk, kadın demeden 19 masum sivil vatandaşın öldürülmesini kınadı.
Katliamın yapıldığı alandan Aksakal mezrasına kadar yaklaşık bin kişinin katıldığı terörü telin yürüyüşü yapıldı. Protokol'ün de katıldığı yürüyüşte 'Şehitler ölmez Vatan Bölünmez', 'Bingöllü huzur istiyor', 'Teröre Hayır' ve 'Terör değil üniversite istiyoruz' şeklinde sloganlar atıldı. Tören daha sonra yürüyüş ile sona erdi.
20 Ekim 1992'de PKK'lı teröristlerce Hazarşah Köyü'nde durdurulan otobüsten indirilerek silahla tararar 19 kişi yaşamını yitirmiş, 7 kişi de yaralanmıştı.
(DHA) Vatan Gazetesi - 20.10.2006
PKK'lı yeğenini teslim eden Vahdettin Demirel, "Hiçbir genç gidip PKK'lıların eline düşmesin, yoksa onların da durumu yeğenim gibi olur" dedi.
Habur Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye getirilen kadın teröristin amcası Vahdettin Demirel, "Hiçbir genç gidip PKK'lıların eline düşmesin, yoksa onların da durumu yeğenim gibi olur" dedi.
Kuzey Irak'ta, terör örgütü PKK'nın baskısından dolayı hafızasını yitiren Senaiye Demirel adlı kadın teröristi almaya giden amcası Vahdettin Demirel, şahsın 1992 yıllında Muş'a bağlı Kapılı Köyü'nden daha 12 yaşındayken kaçırıldığını belirterek, "Şu anda 25 yaşında, bizimle hiçbir şey konuşmuyor. Zaten almaya gittiğimizde ilk başta bizi hiç tanımadı. Psikolojisi bozulduğundan dolayı kendinde değil. Senaiye ailesinin ilk çocuğu. Kaçırıldıktan sonra çok aradık ancak hiçbir yerde izine rastlamadık. En son geçen yıl bir bayan arkadaşı kaçıp güvenlik güçlerine teslim olmuştu. O bayan terörist, bizim oradaki tabur komutanına durumu anlatmıştı. Daha sonra tabur komutanı geldi, durumu bize anlattı. Bende 4 gün önce pasaportumu çıkartım. En son Mahmur Kampı'nda olduğunu duyduk. Ben de Mahmur Kampı'na gittim. Mahmur Kampı'nda 4 gün boyunca kaldım. Mahmur Kampı'na her gün yaralılar geliyordu. Ben Mahmur'a gittiğimde PKK'lılardan kimse yoktu orada, sadece yaralılar vardı. Ben orada 4 gün kaldıktan sonra yeğenimi bana verdiler. Yeğenimi ilk olarak Kürdistan Demokrat Partili (KDP) şahıslara teslim ettim. Daha sonra oradaki işlemlerimizi yaptıktan sonra Türkiye'ye getirerek jandarmaya teslim ettim. Daha önce herhangi bir olaya karıştığına dair ize rastlanmamış. Kendisi üzerinde de herhangi bir yara yok ama mahvetmişler. Bir daha kimse yeğenim gibi ellerine düşmesin, yoksa onlar da bu duruma düşer" ifadelerini kullandı.
Hastaneye sevk edilen Senaiye Demirel'in ayakta duramaması dikkatlerden kaçmadı.
Gazete Haber - 00:33:22, 28.04.2006
BİRİ BANA ANLATSIN
Prof. Dr. Berhan YILMAZ
Hiç kimsenin adına konuşmayacağım ve sormayacağım.
Kendi adıma soruyorum.
Biri bana anlatsın.
Diyarbakır'ı, Batman'ı, Hakkâri'yi, Şemdinli'yi biri bana anlatsın.
Ne istiyorlar, bizlerden ne bekliyorlar ve daha neyi eksik buluyorlar.
Ama delikanlıca, ama yalan söylemeden ve dürüstçe.
Anlayamıyoruz, Diyarbakır Belediye Başkanı ne demek istiyor.
Anlayamıyoruz, Hakkâri Belediye Başkanı neyi anlatmak istiyor.
Açıkça söyleyin ne istediğinizi. Dost musunuz? Düşman mısınız? Bilelim.
Çocuğum baba bunlar ne istiyor dediğinde cevap verebileyim.
Bu yıkıp dökmeler, bu isyanlar, bu düşmanlıklar niye ben çözemiyorum.
İnsan, kendi yaşadığı şehri, kendi hemşehrisinin dükkânını, ekmek teknesini nasıl yakar, yıkar? Nasıl zarar verebilir kendi yaşadığı ülkeye ve şehre.
İnsan kendi insanına nasıl bu kadar acımasızca saldırabilir?
İnsan, kendine engel olmak isteyen elinde Kuran-ı Kerim taşıyan bir anneye nasıl tehditler savurur veya başka bir anneyi nasıl hırpalar.
Bu nedir? Bu nasıl bir kindir, bu neyin düşmanlığıdır?
Sizler; Bizlere karşı bu kadar düşmanlıkla doldurulurken ben ne yapıyordum, neredeydim, neden bu gerçeği anlayamadım?
Sizi buna sürükleyen süreçte benim bunu fark etmeden uyumama sebep olan nedir?
Biri bana anlatsın.
Yıllardır okuyorum, dinliyorum, izliyorum.
Ama inanın anlayamıyorum.
Çünkü sizlerin liderliğine soyunmuş insanlar, dürüst davranmıyorlar.
Açıkça ne istediklerini söylemiyorlar.
Uzatmayacağım, kırmayla, dökmeyle eğer bizi etkilemeye çalışıyorsanız, doğrudur devam edin. İstediğinize ulaşıyorsunuz.
Ama bu etkilenme, korku değil tam tersi bizim milli ve dini duygularımızı yükselten ve hatta bunlara daha sıkı sarılmamıza sebep olan bir etkilenme oluyor.
Daha cesur oluyoruz, daha duyarlı oluyoruz ve bayrağımıza daha sıkı sarılıyoruz.
Kısaca biz derin bir gafletten ve uykudan uyanıyoruz.
Bu isyanlarda önlerde yer alan, yakan, yıkan ve kendilerini tehlikeye atanlara da soruyorum. Ne elde etmeye çalışıyorsunuz.
Sizleri yazdıkları senaryolarında figüran olarak oynatanlara bir bakınız. Onlar nerelerde ve ne yapıyorlar.
Bu sinemalarda oynatılacak bir film değil, bu senaryo Yeşilçam senaryosu değil.
Bu öncelikle sizin helak olmanıza yol açacak bir senaryo.
Çünkü ALLAH vatanını, toprağını ve milletini sevenleri, koruyanları sever ve korur.
Son olarak soruyorum;
Ne istiyorsunuz açıkça söyleyin bizler de buna göre davranalım.
Prof. Dr. Berhan YILMAZ
ERZURUM - 03.04.2006
¤ 24 Ekim 2004
"Eski DEP'liler Meclis Başkanı Arınç'la görüştü"
Kapatılan DEP'in eski milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak, Meclis Başkanı Bülent Arınç'la biraraya geldi. Zana, Dicle, Doğan ve Sadak, Bülent Arınç'ı Çankaya'daki Meclis Başkanlığı resmi konutunda ziyaret etti.
¤ Arınç'tan DEP'lilere Sürpriz Yemek :
TBMM Başkanı Bülent Arınç, iki hafta önce kendisine ziyarette bulunmak için randevu talebinde bulunan eski DEP'lilere, dün gece yemekli davet verdi.
¤ Zaman Gazetesi - 25.10.2004 PAZARTESİ
"Bülent Arınç'tan DEP'lilere sürpriz yemek"
Haziran ayında tahliye olduktan sonra yeni parti çalışmalarına başlayan kapatılan Demokrasi Partisi (DEP) eski milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak, önceki gece Meclis Başkanı Bülent Arınç'a sürpriz bir ziyarette bulundu. Meclis Başkanlık Konutu'nda gerçekleşen yemekli görüşme 2,5 saat sürdü.
...
Halka Olaylara Tercüman Gazetesi yazarı Servet Kabaklı'dan ortalığı sarsacak yazı.
AK PARTİ'Yİ KARIŞTIRACAK BELGE!...
Halka Olaylara Tercüman Gazetesi yazarı Servet Kabaklı'ya e-posta yoluyla gönderilen tüyler ürpertici belge de PKK'ya yardım ettiği ortaya çıkan AK Parti Belediye Başkan Adayı kim?
25 Mart 2004 Perşembe 16:48
Halka Olaylara Tercüman Gazetesi yazarı Servet Kabaklı'ya e-posta yoluyla gönderilen tüyler ürpertici belge de PKK'ya yardım ettiği ortaya çıkan AK Parti Belediye Başkan Adayı kim?
İşte Kabaklı'nın yazısı
ELİMDE "bilgi@bilgeturk.org" sitesinden e-posta yoluyla gönderilen tüyler ürpertici bir belge var. Bu "gizli belge", İçişleri Bakanlığı Eski Müsteşarı Muzaffer Ecemiş tarafından imzalanmış. AKP'nin Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mahmut Aslan ve ekibinin "Mersin ve Kırgızistan bağlantılı olarak çok amaçlı bir suç örgütü oluşturdukları ve bu şekilde PKK Terör Örgütü'ne maddi destek sağladıkları" değerlendiriliyor.
Zamanın Köyişleri ve Tarım Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp ile Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen'e hitaben, Mersin'de faaliyet gösteren bir grup küçük ve orta sermayeli bakliyatçı adına, 20 Aralık 2001 tarihinde gönderilen bir ihbar mektubu üzerine yapılan bu
"istihbarat değerlendirmesi" veya "istihbarat bilgi notu", Müsteşar Muzaffer Ecemiş tarafından "devletin ilgili birimlerine" gönderilmiş.
Ben sorumlu gazeteciliğin gereği olarak, bu belge hakkında İçişleri Bakanı dostum Abdülkadir Aksu'yu aradım ve belgeyi "incelenmesi" için İçişleri Bakanlığı'nın şimdiki Müsteşarı Şahabettin Harput Bey'e ulaştırdım.
İhanet şebekesi mi?..
BU belgenin 1. maddesinde, ihbarı yapan firma yetkililerinin, Kırgızistan'da kurulu olan Robin Firması ve sahiplerinin, Kırgızistan'daki bakliyat sahalarında tehdit ve baskıyla tekel oluşturduğu, Kırgızistan Makamları'ndan da destek buldukları, Mersin Bölgesi'nden gelen diğer firmaların, bu ülkede ticaret yapmasının zor kullanılarak engellendiği, bu şirket ve sahiplerinin, paravan kooperatif, sahte belge ve yasadışı uygulamalarla PKK Terör Örgütü'ne maddi destek sağladıkları yönünde iddialara yer veriliyor ve 2. maddede; "iddialar hakkında yapılan araştırma neticesinde" üst başlığıyşla araştırma sonuçları, (a) ve (b) bendlerinde şöyle sıralanıyor...
"a. Robin Firması'nı Ali Haydar Tanyeri adlı şahsın kurduğu, bu şahsın, 1980 ve 1982 yıllarında Ala Rızgari adlı terör örgütüne üye olmaktan (4) kez gözaltına alındığı, 21 Temmuz 2001 günü Adana, Ceyhan'da öldürülmüş olarak bulunduğu ve bu olayın MED TV'de propoganda olarak kullanıldığı,
b. Firmanın İran uyruklu ortağı Maşallah Süleymani'nin, Kırgızistan'da PKK adına faaliyet gösterdiği, örgütün bu ülkedeki mafya uzantılarını kullanarak Türkiye bağlantılı ticari faaliyetlerini yönlendirdiği, ticari faaliyetleri baskı ve tehditle PKK adına kontrol altında tutmaya çalıştığı..."
Araştırmanın (c) ve (d) bendlerinde de Robin Firması'nın Kırgızistan Talas Valiliği ile anlaşarak, bu ülkedeki bakliyat ticaretinin kendileri dışında hiçbir firmaya verilmemesini sağladığı ve bu durumun Kırgızistan Meclisi'nde ve halk arasında tartışmalara sebep olduğu; Türkiye Cumhuriyeti Bişgek Büyükelçiliği'nin, Robin Firması ve sahiplerinin yasadışı faaliyetleri hakkında Kırgızistan Makamları'na başvuruda bulunmasına rağmen, Kırgız yetkililerin destek ve müsamahalarının sürdüğü kesin bir dille ifade ediliyor.
2'inci Madde'nin (e) bendinde ise çok önemli bir bağlantıya yer veriliyor...
"2001 yıl ilk aylarında, Ömer Abdullah Özdemir ve Mahmud Aslan adlı şahısların Bişgek Büyükelçiliği'ne başvurarak, Robin Firması Sahibi Ali Haydar Tanyeri hakkında bulundukları, ancak bu şikayetlerine rağmen ticari işbirliğine gittikleri ve A. Haydar Tanyeri'nin ölümünden sonra krize giren Robin Firması'nı kurtarmak üzere bu işbirliğini sürdürdükleri,"
İşte bu Mahmut Aslan, AKP'nin İçel Büyükşehir Belediye Başkan Adayı... Aynı zamanda, Dünya Bakliyat Hububat Konfederasyonu Başkan Vekili ve Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Hububat Bakliyat İhracatçıları Birliği Başkanı... (f) Bendinde de aslen Mardinli olan Mahmut Aslan'ın, Ömer Abdullah Özdemir'le birlikte; "Kırgızistan'da işbirliği yaptığı Robin firması ve sahibi bulunduğu ARBEL ve SAMEKS şirketleri aracılığıyla, PKK Terör Örgütü'ne maddi Destek sağladığı ve bu firmaların Mersin Serbest Bölgesi'ne getirdikleri malları yurt dışına ihraç etmeleri gerekirken, sahte belgelerle iç piyasaya sürerek haksız kazanç sağladıkları ve vergi kaçırdıkları, ayrıca Azerbaycan'da faaliyet gösteren TEKSAN Firması'nın da PKK Terör Örgütü ve Robin Firması ile ilişki içerisinde bulundukları" ifade ediliyor.
Sorular...
ŞİMDİ akla bir sürü soru geliyor... Acaba Mahmut Aslan ve ekibi, "çok amaçlı yasadışı suç örgütü oluşturmak, PKK Terör Örgütü'ne maddi destek sağlamak ve kaçakçılık" suçlarından gözaltına alınmış ve yargılanmışlar mıdır?..
Ali Haydar Tanyeri adlı teröristin katil zanlıları tespit edilmiş veya yakalanmışlar mıdır? Mahmut Aslan bu cinayetle ilgili aranmış veya sorgulanmış mıdır?.. AKP'nin bölgedeki etkili isimlerinden Ali Er'in ısrarla karşı çıkmasına rağmen, PKK destekçiliğinden şaibeli Mahmut Aslan'ın aday yapılması konusunda, AKP'nin "ağır toplarından" biri ve İçel Milletvekili Mir Dengir Mehmet Fırat'ın özel çaba gösterdiği doğru mudur?.. Ve son soru...
İçişleri Bakanlığı'na göre "bölücü", Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "sevilesi" ifadesiyle "etnik milliyetçi" Mahmut Aslan'ın, AKP tarafından aday gösterilmesi, neyin işaretidir ve nerelere mesajdır?..
Servet Kabaklı
Halka ve Olaylara Tercüman
DİYARBAKIR
Yüzölçümü : 15.355 km2
Nüfusu: :
1 milyon 364 bin 209 (2000 sayımına göre)
Komşu olduğu İller :
Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Batman, Mardin, Şanlıurfa, Adıyaman.
İlçeleri :
Bismil, Çermik, Çınar, Çüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp, Lice, Silvan.
Köy sayısı : 743
DİYARBAKIR TARİHİNE GENEL BAKIŞ
Diyarbakır ve çevresi tarih öncesi devirden başlayarak tarihin her devrinde önemini korumuş, Anadolu ile Mezopotamya arasında doğal bir geçiş yolu. bir köprü görevi ve çeşitli uygarlıkların beşiği durumuna gelmiştir. Tarih boyunca Amida, Amid, Kara-Amid, Diyar-Bekr, Diyarbekir, Diyarbakır adlarını alan kent, Güneydoğu Anadolu Bölgesi' nin orta bölümünde, Elcezire denilen, Mezopotamya'nın kuzey sonunda konumlanır. Yontma Taş ve Mezolitik devirde, Diyarbakır ve çevresinde ki mağaralarda yaşanmış olduğu, yapılan arkeolojik araştırmalar ile anlaşılmıştır. Eğil, Silvan yakınlarında ki Hassun, Dicle Nehri ve kolları üzerinde Ergani yakınlarında Hilar mağaralarında bu çağdan kalma kalıntılar tespit edilmiştir.
Anadolu'nun en eski köy yerleşimlerinden biri olan tarımcı köy topluluklarının en güzel örneğini veren Ergani yakınlarında ki Çayönü Tepesi, günümüzden 10.000 yıl önceye tarihlenmesi ile sadece bölge tarihine değil, dünya uygarlık tarihine de ışık tutmaktadır. M.Ö.7500-5000 yılları arasında aralıksız olarak, daha sonra da aralıklarla iskan edilmiş olan günümüzdeki kent uygarlığının ilk temellerinin atıldığı Çayönü, insanların göçebelikten yerleşik köy yaşantısına, avcılık, toplayıcılıktan, besin üretimine geçtikleri "Neolitik Devir" olarak ta bilinen teknolojik yaşam biçimi, beslenme ekonomisi ve insan, doğal çevre ilişkilerinin tümü ile değiştiği kültür tarihi ile ilgili buluşlarda bir çok ilki de içeren canlı ve ilginç bir yerleşmedir. Yabani buğday, mercimekgiller gibi bitkilerin tarıma alınması, koyun ve keçinin evcilleştirilmesi ile Çayönü bilim dünyasında önem kazanmıştır.
DİYARBAKIR'DA SOSYAL YAPI
Diyarbakır, bir çok kültürün ve medeniyetin bir arada bulunduğu Anadolu'nun en eski yerleşim birimlerinden biridir. Tarihsel süreçte, göçebe yaşam tarzından yerleşik düzene geçiş ve hayvanların evcilleştirilmesi gibi köklü dönüşümlerin meydana geldiği ilk yerleşim yerleri Diyarbakır'ın içerisinde yer aldığı bölgede oluşmuştur.
Doğu-Batı ve Kuzey-Güney ticaret yollarının en önemli kavşak noktalarının birinde bulunan Diyarbakır, söz konusu yönler arasındaki kültürel değişimde önemli bir rol üstlenmiştir. Tarihten günümüze, bünyesinde barındırdığı farklı dini-etnik alt gruplarla zengin kültürel birikim oluşturmuştur. Süryaniler, Keldaniler, Ermeniler, Kürtler, Araplar ve Türkler, bir bütün olarak, Diyarbakır'ın zengin sosyal dokusunun farklı görünümlerini yansıtmışlardır. Ancak, günümüzde, bu sosyal dokunun ve kültürel zenginliğin giderek zayıflamaya başladığı ileri sürülebilir.
Diyarbakır kent merkezinde, farklı dönemlere ait kültürel izlere, bunlara özgü abidevi yapılara rastlamak mümkündür (Tuncer, 1995:12-17). Bugün surlarda ve diğer yapılarda; Romalılar, Bizanslılar, Mervaniler, Selçuklular, İnaloğulları, Nisanoğulları, Artukoğulları, Eyyübiler, Akkoyunlular ve Osmanlıların izlerine rastlamak mümkündür (Değertekin, 1995:18-19).
Efgan ATALAY
|